kanava nedir?

italyancası canavaccio olan kanava, bir oyunun iskeleti demektir.

oyunun gidişatını ana başlıklarla belirler.

ve oyuncu(lar) prova sürecinde bu maddelerden bir text oluştururlar.

örneğin, kıyıya oturmanın böylesi oyunumuzun ilk maddesinde Flaminia sevgilisi Lelio’da bir mektup alır ve istanbul’a gideceğini anlatır.

bu durumda, mektup sahneye nasıl gelir, ikisi arasındaki diyalog oyuncu(ların) birlikte buldukları bir durumdur.

bizim oyunumuzda uşak Pulcinella elinde mektupla gelir ve önce seyirci ile sonra  Flaminia ile bir takım konuşmalar yaşar.

böyle böyle kanava maddeleri oyuncu/lar tarafından metne dönüşür.

Bir oyuncu, 11 karakter Sabah Gazetesi Mine GÜLTEKİN / İSTANBUL

Bir oyuncunun masklarla 11 ayrı karaktere büründüğü Kıyıda Oturmanın Böylesi oyunu, Commedia Gabriellina türünün Türkiye’de ilk ve tek örneği

Sahnede telaş içinde kostüm ve dekorunu hazırlamaya çalışan biri var seyirci içeriye girdiği sırada. Gelenlere laf atıyor, “Yağmur da amma yağdı bugün” şeklinde diyaloglar başlatıyor, kostümünün fermuarı konusunda yardım istiyor… Sonra telefonu çalıyor, diğer oyun arkadaşlarının gelemeyeceği, oyunu tek başına oynamak zorunda olduğu haberini alıyor. Ve Merve Engin, 11 karakterli tek kişilik oyununa başlıyor. Kıyıya Oturmanın Böylesi, 500 yıllık Commedia Dell’arte türünün bir örneği. Commedia Dell’arte’nin varyasyonu olan ve 16. yüzyıl sonlarında Giovanni Gabriel tarafından icat edilen Commedia Gabriellina stilinde, bir oyuncu oyunu tek başına masklar ve aksesuarlar yardımıyla anlatır. Ama ‘500 yıl’ sözü yanıltmasın, öykü bir klasik olsa da senaryo tamamen günümüze ait, kanavası (oyunun sadece gidişatının kaba hatlarla çizildiği öykü) Antonio Fava’nın, metin Merve Engin’in kaleminden çıkmış. Zaten türün gereği olarak, oyunda bolca doğaçlama da yer alıyor. Söylemeden geçmemeli, bu oyunda Engin, Türkiye’de bir ilke imza atarak tüm karakterleri tek başına canlandırıyor. Birbirine âşık sevgililerin kavuşması yolunda yaşanan komedide, uşak da, âşık da, efendi de Merve Engin. Engin bu konuda deneyimli, daha önce İtalya’da tek kişilik gösteri hazırlayan genç oyuncu, “Tek kişilik oyunda günahı da sevabı da tek başınıza üstleniyorsunuz, bu sorumluluk fikri zor” diyor ve ekliyor: “Partneriniz olmadığı için, ritminizi seyircinin elektriği ile ayarlıyorsunuz. Üstelik işten yorgun gelen seyircinin enerjisine düşmeden onunla beraber yükselmeniz gerekiyor.” Geçen yıl prömiyer yapan Akbank Yeni Kuşak Tiyatro’nun oyunu Ben Patronum‘da da oynamaya devam eden Engin, 10 yaşında tiyatroya başlamış. Bursa Devlet Tiyatrosu’nda bir süre oyunlarda yer aldıktan sonra üniversiteden mezun olur olmaz kendini İtalya’ya atmış ve bu oyunun da süpervizörlüğünü yapan Antonio Fava ile oyunlar çıkartıp New York, Prag, Chicago gibi önemli sanat merkezlerine turneler yapmış.

MASKLAR EL YAPIMI
İtalyan tiyatrocu Antonio Fava ise geçtiğimiz ay, Kıyıya Oturmanın Böylesi için bir haftalığına Türkiye’de geldi ve Engin’le birlikte çalıştı. Oyundaki tüm maskları da bizzat elleriyle yapmış. Oyun, Kumbaracı50 sahnesinde, 25 Kasım’da tekrar sahnelenecek. www.merveengin.com

Tek başına 11 karakter gücünde / Radikal / Gönül Koca

Tek başına 11 karakter gücünde / Hayat / Radikal İnternet

11/11/2010

İtalyan halk tiyatrosu Commedia dell’Arte, pek çok açıdan bizim Ortaoyunu’na benziyor

// GÖNÜL KOCA (Arşivi)

Tiyatroseverler bu sezon farklı tarzda bir oyunla karşı karşıya. Merve Engin’in tek başına sahnelediği bol karakterli, İtalyan halk tiyatrosu geleneğine ait Commedia dell’Arte’nin Commedia Gabriellina sitilinde bir oyun: ‘Kıyıya Oturmanın Böylesi’. Süpervizörü ise Commedia Dell’Arte ustası Antonio Fava.

Oyuncuya çok şey katıyor
Bir oyuncu çeşitli maskeler aracılığıyla tam 11 karakter canlandırılıyor sahnede. Her Commedia dell’Arte oyununda olduğu gibi bu oyunda da cimri bir baba, kavuşamayan genç âşıklar ve birçok yan karakter var. Merve Engin’in sahnedeki en büyük yardımcısı ise başta maskeleri olmak üzere izleyicilerden aldığı olumlu tepkiler oluyor. Geleneksel Türk tiyatrosu türü olan Ortaoyunu ile benzerlikler olduğunu ve karakterleri evrensel özelliklere sahip olduğu için Türk izleyicisinin sevdiğini söyleyen Engin’e sahnede 11 karakteri canlandırmanın zorluğunu soruyoruz, ama o aksini iddia ediyor; “Oyuncuya çok şey katıyor farklı karakterleri canlandırmak. Her birinin ayrı özellikleri, fiziksel duruşları ve maskeleri var. Bazılarının da maskesi yok, bu nedenle çeşitli nesnelerle ifade etmeye çalışıyorum. Evet, zorlayıcı gibi görünebilir ama oyuncuya çok şey kattığına inanıyorum, o yüzden yapıyorum. Ayrıca ileride Ortaoyunu’yla birlikte sahnelemeyi de istiyorum”

Ardından Commedia dell’Arte’nin ne kadar çok karakterli bir tür olduğunu bilenler için başlıyor ‘Gabriellina’ stilini anlatmaya: “Aslında Commedia dell’Arte’de bir oyuncu ömür boyu aynı karakteri canlandırıyor. Ama ‘Gabrielliana’da bir oyuncunun başına geleni bir stile dönüştürmesi hikayesi var. Giovanni Gabrielliana kumpanyasıyla birlikte bir oyun sahnelemeye gidiyor. Ama Gabrielliana bir şekilde ekibinden önce gidiyor bölgeye. Ama ekibinin arabası devrildiği için oyuna ye-tişemiyor. İzleyicilerin kızgınlığı karşısında tek başına oynamaya karar veriyor. Bakıyor ki insanlar sevdi, estetiği de var, üstelik epey bir yetenek gerektiriyor. Ve diyor ki artık böyle bir stil var ve adı da Gabrielliana oluyor.

Bu arada başta biraz tedirgin olduğunu da söyleyen Engin, bunun nedenini de şöyle açıklıyor; “Commedia dell’Arte ile ilgili çok fazla bir şey bilmiyoruz aslında. Ve ben bu türün bir stilini sahneliyorum. İzleyicinin ‘Commedia Dell’Arte bu muymuş?’ diye düşünmesinden korktum. En korktuğum şey de hikayenin temiz olmaması, karakter değişimlerinin anlaşılmamasıydı. Ama izleyenlerden aldığım tepkilerden sonra rahatladım, gayet iyi anlaşıldığını gördüm.”

Bilet fiyatlarını düşük tutuyor
Ve laf tiyatroların yaşadığı sıkıntılara geliyor. Bu nedenle tek başına oyun sahnelemenin dezavantajlarını ve avantajlarını özetliyor Merve Engin; “Evet tek başımayım, sadece oyunun prova aşamasında Antonio Fava geldi, bir hafta çalıştık, gitti. Öte yandan tek başıma olmanın rahatlığını da yaşıyorum aslında. Bilet fiyatlarını düşük tutabiliyorum. Zorlukları avantaja dönüştürmeme de olanak sağladı aslında bu oyun. Kullanılan maskeler çok pahalı ama bende vardı çoğu. Antonio Fava ile daha önce çalıştığmız yıllarda almıştım. Tek kişilik pahalı bir prodüksiyon aslında (gülüyor).”

‘Kıyıya Oturmanın Böylesi’ bugün 20.30’da Kadıköy Öykü Sahne’de (0216 330 53 30), 25 Kasım Perşembe Beyoğlu Kumbaracı50’de (0212 243 50 51).

İtalyan ustayla dört yıl çalıştı
Merve Engin, konservatuarı bitirince dört yıl Antonio Fava’yla çalışmış. Chicago, Dubai, Prag başta olmak üzere birçok yerde Commedia dell’Arte oyunları sahnelemiş, atölyeler yapmışlar. Türkiye’ye dönüşünü “İnsan küfretmeyi Türkçe, yani alıştığı dilde seviyor” şeklinde özetleyen Merve Engin, bu arada Talimhane Tiyatrosu’nun açıldığını öğrenmiş. Ve Mehmet Ergen’in kapısını çalarak “Sizinle çalışmak isterim, hazır yeni yer açmışsınız” demiş. Talimane’de bir süre Mehmet Ergen’in asistanlığını yapan Engin, “Talimhane’de iş kadını gibi oldum. İşin o yanı da eğlenceli ama insanı asıl tırmalayan şey oyunculuk.” diyor.

cumhuriyet “Sahnede 11 karakter, bir oyuncu” zuhal aytolun

Sahnede 11 karakter, bir oyuncu

Merve Engin, sahnede tek başına 11 karakteri canlandırıyor. “Kıyıya Oturmanın Böylesi” adlı oyunuyla
hem masklardan yardım alarak farklı rollere bürünüyor, hem doğaçlama yapıyor hem de seyirciyi oyuna
katarak şaşırtıyor.
Merve Engin’in sahneleyip, tek başına oynadığı Kıyıya Oturmanın Böylesi, klasik bir âşıkların buluşamaması
hikâyesi. Ama onu klasik anlatımın dışına çıkaran farklı bir biçimi de var. Engin, sahnede 11 ayrı karakteri tek başına
canlandırıyor. Burada da en büyük destekçisi maskları. Antonio Fava’nın süpervizörlüğünü yaptığı oyun, “Gabrielliana” stilinde.
Ayrıca metnin bir kısmı yazılı, geri kalanı ise doğaçlama. İşte, sahnede karakterden karaktere bürünen Engin’in anlattıkları. Öncelikle Commedia Gabrielliana stilinden söz etmekte yarar var. Anlatıyor Engin: “Commedia Dell’arte de, her oyuncunun bir karakteri var. Yani ölene kadar bu karakteri oynuyorlar. Bir tek âşık rolünü oynayanlar hariç. Çünkü onların maskları yok.
Yaşlanmaya başladıklarında masklı başka karakter seçiyorlar. Ama Gabrielliana stilinde gerçek bir hikâyenin stile dönüşmesi hali söz konusu. Giovanni Gabrielliana’nın ekibi, oyunun sahneleneceği bölgeye başka bir yerden geliyor. Giovanni bir gün önceden ulaşıyor bölgeye. Ekibin ise yolda gelirken arabası devriliyor. Seyirci mekânda. Yapacak tek şey, kızgın halkın dayağındansa, oyunu tek başına oynamak. Giovanni böylelikle tüm oyunu elindeki malzemelerle tek başına oynar. Benim sahnelediğim biçim hem Commedia’dan hem de Gabrielliana’dan unsurlar taşıyor.” Engin, bu yöntemin şimdilerde Antonio Fava tarafından yeniden keşfedilmekte olduğunu söylüyor. Bu stilin bazı teknikleri de var. Maskların tutuluşu, sahnede iki ayrı karakterin aynı anda nasıl konuşturulacağı üzerine. Engin, işin en zor kısmının burası olduğundan söz ediyor: “Yani hayat normal bir Commedia Dell’arte oyunundaki kadar kolay değil. Kendi karakterim ve şakalarımla koca bir oyun yok. 11 karakter bir de oyuncu var.”
2005 yılından bu yana Antonio Fava ile çalışan Engin, dört yıldır da asistanlığını ve partnerliğini yürütüyor. Chicago, Dubai, Prag başta olmak üzere dünyanın çeşitli ülkelerinde Commedia Dell’arte üzerine dersler verip, oyunlar yönetip, kendi oyunlarını da sahnelemişler. Türkiye’ye döndükten sonra da Mehmet Ergen’le Talimhane Tiyatrosu’nda yapımcı olarak devam etmiş Engin. “Bir süre sonra ayrıldım. Bir de baktım çevrede yapımcı ve organizatör olarak tanınıyorum. Aslında oyuncuyum! Oyun yapmaya karar verdim. Maalesef özel tiyatroların yaşadığı
sıkıntılar başta olmak üzere birkaç farklı bahaneyle karşılaştım. Sonra dedim ki bildiğim bir yerden başlayayım. Ben yaparsam belki hareket etmekten korkan kimi çevrelerin de inançlarını arttırırım. Derken, Antonio Fava ile görüştüm. Bir hafta Türkiye’ye geldi ve oyuna süpervizörlük yaptı. Güvenimi arttırdı, sonra beni kaderimle baş başa bırakarak gitti.” Daha önce İtalya’da sahneye çıkmış olsa da Türkiye’de tek başına sahnede olma fikri heyecanlandırıyor onu. “Kimi zaman heyecanımı yeniyorum. Devekuşu misali sanki seyirci beni görmüyormuş gibi geliyor” diyor.
Oyun, 27 Ekim’de Kumbaracı 50’de yapacak prömiyerini. Bilet fiyatı da 10 TL. “Çünkü tiyatroyu biraz olsun lüks ihtiyaçtan çıkarma çabasındayım. Kendime ‘İnsanlar tiyatroya mı para vermek istemiyor, yoksa paraları olmadığı için mi gidemiyor?’ sorusunun yanıtını vermek istiyorum. Durduğum yeri görebilmek için…” diyor Engin.